BİR BEBEĞİN GÜNLÜĞÜ
16/6/2006
Bir bebeğin günlüğü
5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthis
bir duygu bu.
Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa,
ben benim.
Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli
belirsiz, yüzüm yok
ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir
kız
olacağım ve
baharda çiçekleri seveceğim.
19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil.
Annem
henüz
farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum.
Kalbini
dolaşıp gelen
sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin
kıpırtılarını
şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem
için güzel bir
sürpriz olacağım.
23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı
biçimlendirmeye
başladı.
Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in
dokunduğu
yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra
bu elin
dokunduğu yerde tebessümler açacak, gülecegim.
Dudagimdan ve
dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce "Anne!"
diyeceğim. Anne
duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana
güleceğim. Kimilerine
göre hâlâ daha var değilmişim... Nasıl olur? Varım
ve
gülücükler
sunacak dudaklarım da olmak üzere ya... Hem sonra
bir
ekmek
kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir.
Öyle değil mi
anneciğim? Ah bir konuşabilsem!
27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir
kıpırtı
başladı. Artık
bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım
boyunca
böyle atıp
duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı
anneminki gibi...
Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını
bilseydi ne
kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?
2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve
bacaklarım da
biçimlenmeye basladi. Hele bir büyüsün kollarım bak
nasıl
kucaklayacağım seni annecigim. Şu ayaklarım da
tamamlansın da,
beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte
okula gideriz.
12 Kasım: Ah evet... Bunlar, bunlar ne kadar sevimli
ve küçük
şeyler. Aman Allah'ım parmaklarım da çıkmaya
basladi.
Bunlarla çiçek
toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem
tutacağım. Belki de
güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın?
Ellerimi ellerinin
arasına koymak için sabırsızlanıyorum.
20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada
olduğumu
öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla
gördü
beni.
Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor
musun
anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında
olacağım...
25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor.
Fakat henüz kız
olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz
yapacağım..
10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandi. Artık iki güzel
gözüm, bir küçük
burnum, dudaklarım ve yanağım var... Anneme
benziyorum
galiba...
13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok
karanlık ama
olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa
bir
süre sonra gün
ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri
tanıyacağım. Rüyamda
gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir sey varmış.. Onu
çok merak
ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim.
Tanışacağız.... Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz..
24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık.
Anneciğim, senin
kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin
atışlarını da sen
duyabiliyor musun? Hatta sesini bile
tanıyabiliyorum.
Sesin ne kadar
tatlı... Hiç duymadığım bir şey bu... Güzel ve
sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne
bakacağım, o
tatlı sesini
dinleyeceğim. Benim için ninni de söyleyecek misin
anneciğim? Sen de
beni özlüyorsundur mutlaka... Beni koklayacaksın..
Çok
seveceksin,
değil mi?
28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor
abla
neden mutsuz
bakıyor böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp
seslerin değişti...
Sustun. Benimle niye konuşmuyorsun anne? Anne...
Anne...
Anneciğim... Yüzümde soguk bir şey hissediyorum.
Anne,
yüzümü
parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap... Anne...
Kolumu
çekiyorlar
anne... Canım yanıyor anne... Anne... Ayaklarımı
parçalıyor bu şey
anne... Beni sana baglayan damarı kopardılar anne...
Anne kalbimi parçalıyorlar... Anneciğim... Anne...
Anne... An... Ah!
Kürtajınız tamamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun!
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
GENİŞ TABANLI EĞİTİM SİSTEMİ
15/6/2006
Birgün ormandaki hayvanlar bir araya gelip "Eğitim şart" dediler ve okul açmaya karar verdiler.
Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılanbalığı yönetim
kurulunu oluşturdu.
Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istedi. Kuş uçmanın dahil olmasını, balık yüzmenin dahil olmasını istedi ve sincap da ağaca tırmanmanın ve toprak kazmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söyledi. Bütün bunları bir araya getirip bir müfredat yaptılar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.
Tavşan koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu. Bir süre sonra beyni hasar gördü ve eskisi gibi koşamadı. Artık koşuda A almak yerine, C alıyordu ve tabii, ağaca tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu.
Kuş, uçmada çok başarılıydı, ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman, o kadar başarılı değildi. Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu. Birsüre sonra toprak kazma notu hala F olmasına rağmen, uçma notu C'ye düşmüştü. O da ağaca tırmanmada çok zorlanıyordu.
Balık, yüzmede mükemmeldi ama ne ağaca tırmanabiliyor ne dekoşabiliyordu. Ne zaman bunları yapmaya kalkışsa ölecek gibi oluyordu. Sonunda yüzgeçleri zarar gördü ve artık yüzmeyi bile yarım yamalak yapar oldu.
Sonuçta sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekalı yılan balığı oldu.
Ancak eğitimciler çok mutluydu, çünkü herkes bütün dersleri görüyordu ve buna "geniş tabanlı eğitim sistemi" dediler.'
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BİR SU DAMLASININ MACERASI...
9/6/2006
http://www.epica-awards.org/assets/epica/2004/winners/film/flv/06037.htm
Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ÖĞRENCİ CEVAPLARI...
6/6/2006
|
OKUL :Öğrencinin alınına yazılan kötü kader . CASUS : Onur kuruluna seçilen öğrenci . KOPYA : Denizdeki yılan . ÖĞRENCİ AVCISI : Nöbetçi Öğretmen . KOMPLO : Beklenmedik " kazık " sorular . İNDİRİM : Kazık gibi soruların indirilmesi . CİMRİ : Arkadaşlarından bir soruyu esirgeyen öğrenciler . GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILAT : Yıllık biriken kopya kağıtları . PARAZİT : Başkalarının sırtından sınıf geçen öğrenciler . DEMOKRASİ : Şartsız kurul . | |
|
|
|
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
bu en sevdiğim gruplardan biri. onlarla tanışmayı çok isterim.
3/6/2006 -Kategori: resimler
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ARKADAŞLAR BU BİZİM İÇİN
31/5/2006
GENÇLER SEBZE YEMELİ
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Beslenme ve Diyetetik Bölümü Toplum Beslenmesi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülden Pekcan, gençlerde genellikle taze sebze ve meyve tüketiminin düşük olduğunu, bu dönemde taze sebze ve meyve tüketmeye özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Pekcan, yeterli ve dengeli beslenmenin, büyüme ve gelişme, yaşamın sürdürülebilmesi, hastalıkların önlenmesi, sağlığın korunması ve yaşam kalitesinin arttırılması açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Özellikle çocukluktan yetişkinliğe geçişte, fiziksel, psikolojik ve sosyal değişiklikler yaşandığını, bu dönemde gençlerin enerji ve besin öğelerine gereksiniminin daha fazla olduğunu ifade eden Pekcan, şöyle konuştu:
''Gençler fiziksel büyüme ve gelişmelerindeki hızlı artış sonucu daha fazla enerjiye ve besine gereksinim duyar. Gençlerin sportif faaliyetlere katılması, alkol ve sigara kullanımı ve yaptıkları diyetler de özel bazı besin öğelerine gereksinimlerini arttırır. Gençlerde enerji gereksinimi, cinsiyete, yaşa, vücut ağırlığına ve fiziksel aktivite düzeyine göre değişiyor.''
Pekcan, gençlik döneminde özellikle sağlıklı gelişim için protein, vitamin ve minerallere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Gençlerde genellikle taze sebze ve meyve tüketiminin düşük olduğunu dile getiren Pekcan, bu dönemde taze sebze ve meyve tüketmeye özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Bu dönemde ayrıca kas, iskelet ve endokrin sisteminin gelişimi için kalsiyuma da ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Pekcan, ''Kemik kitlesi çocukluk ve gençlik döneminde birikmekte ve 20'li yaşlarda en üst düzeye ulaşmaktadır. Gençlik döneminde kalsiyum alımında artışa bağlı olarak kemik mineral kitlesi de artmaktadır. İskelet kitlesinin yüzde 45'i gençlik döneminde oluştuğu için bu dönemde yeterli derecede kalsiyum alınmalı'' diye konuştu.
Pekcan, çocukluk ve gençlik döneminde süt tüketim miktarı yetersiz olan kişilerde yetişkin dönemde kemik kitlesinin düştüğünü ve kırılma riskinin arttığını, diş çürüklerinin de gençlerde sıkça görülen bir sorun olduğunu kaydetti.
Demir, çinko ve iyotun da gençlik dönemi ve ileriki yaşlar için önemli olduğunu dile getiren Pekcan, demir yetersizliğinin bağışıklık sisteminin bozulmasına ve çeşitli hastalıklara neden olabildiğini, çinko eksikliğinin büyüme ve cinsel olgunlaşma için büyük önem taşıdığını, iyotun ise hormonlar, büyüme ve gelişme üzerinde etkili olan tiroid hormonu açısından çok önemli olduğunu ifade etti. Gençlerin genellikle, düzensiz bir şekilde ve ayak üstü beslendiğini, evde özellikle kahvaltı ve öğle yemeğini sıkça atladığını dile getiren Pekcan, akıllıca seçilmiş ara öğünlerin gençlerin beslenmesine önemli katkıda bulunabileceğini kaydetti.
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İŞTE YENİ ÇAĞIN ATASÖZLERİ
27/5/2006
- ak akçe kara para aklamak içindir!
- gülü seven dikenine epilasyon yaptırır!
- üzüm üzüme baka baka solarium!
- kızını dövmeyen karısıyla yetinir!
- erken öten horozu yazı dizisi yaparlar!
- bal tutan parmağını özelleştirir!
- nerde YÖK'lük orda bok'luk!
- insan insanın imajmaker'ıdır!
- öfkeyle kalkan reality show oturur!
- kaz gelecek yerden enkaz esirgenmez!
- tatlı dil milli irade'yi deliğinden çıkarır!
- akılsız başın cezasını tetikçi çeker!
- bir fincan nescafe'nin hatırı bir gecelik'tir!
- garip kuşun yuvasını veli göçer yapar!
- ucuz etin yahnisi sürümden kazandırır!
- sabreden derviş anılarını yazmış!
- bir elin nesi var iki elin kelepçesi var!
- adalet mülkün temel içgüdüsüdür!
- her misyon komisyona tabiidir!
- denize düşen koli basili'ne sarılır!
- sütten ağzı yanan yoğurdu pipetle içer!
- temizlik imaj'dan gelir!
- politikacıların ömrü lak lak'la geçer!
- yalancının mumu yatsıdan sonra jenarötöre bağlanır!
- nerde beleş orda özelleş!
- kedi uzanamadığı ciğer hakkında şok açıklamalar yapar!
- bir türk dünyaya bedelli asker'dir!
- davulun sesi uzaktan pop görünür!
- iki gönül bir olunca üçüncüye gizli kamera düşer!
- birimiz hepimiz hepimiz en irimiz için!
- ne kadar sallarsan salla dona düşer bir medya!
- bütün yollar yolsuzluğa çıkar!
- kırk yıllık kâni estetik ameliyatla olabilir yani!
- olmaya devlet cihanda bir nefes rating gibi!
- tebdil-i mekanda torpil ve kadrolaşma vardır!
- ölüm allahın emri yargısız infaz olmasaydı!
- düşünüyorum o halde uzar siyaset meydanı!
- eski tas eski hamam yeni dünya düzeni!
- ne oldum dememeli ne olacak bu memleketin hali demeli!
- dost başa düşman imaj'a bakar
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
19/5/2006
olmasina ragmen
bir otelde içki içerken yakalanirlar... Mahkemeye
çikarilirlar...
Karar IDAM... Itiraz ederler ve karar ömür boyu hapis
cezasina
çevrilir.
Ama o gün, bayrama denk geldigi icin Prens Hazretleri cezayi
kaldirip
hepsine 20 kirbaç ceza verir. Bizimkileri sempatik buldugu
için de bir
kiyak daha yapip herkese cezasini hafifletmek için bir istek
hakki
tanir.
BJK li: "Sirtima bir yastik baglayin" der. 10 kirbaçtan
sonra yastik
paramparça olur ve pek fayda etmez. Uyanik Fenerbahçe' li
bunu
görünce:
"Sırtıma iki yastik baglayin" der. Ama iki yastik bile 10
kirbaca
dayanmaz.
Sira Galatasaray' lıya gelince Prens Hazretleri: "Bak ben
de
Galatasaray' lıyım!!! Sana ceza vermek istemezdim ama ne
yaparsın
kurallar
böyle..Bu yüzden sana iki istek
hakki veriyorum"
Peki der Galatasaray' lı:
"O zaman bana 40 kirbaç vurulsun". Herkes saskina döner.
Prens
Hazretleri: "Peki ikinci istegin nedir?" diye sorar...
Galatasaray'lı
pis pis siritarak: "FENERBAHÇE´liyi sırtima baglayin"



